1999-2005 arası öğrenciliğim ve ufak çaplı özel sektör deneyimim dahil ankara'da tam beş buçuk yıl geçirdim. o yüzden eski ankara kışlarını da baharlarını da iyi bilirim. hani şu parklarda bankların karın altında kaybolduğu, binaların çatılarından sarkıtların uzadığı, kalın kalın pardesülerle gezilen, kar çizmeleri giyilen zemherileri...baharlarını da iyi bilirim ankara'nın. ılık ılık rüzgarın estiği ama güneşli baharları...fakat benim istanbul'da geçirdiğim caaanım yıllarda ankara'nın kışına da baharına da bir şeyler olmuş...kış dediğimiz baya baya eskinin sonbaharı, ilkbahar dediğimiz yine eskinin sonbaharı...kısaca kışla ilkbahar arasındaki fark yok denecek kadar az.
benim canım oğlum kasımda doğduğundan, biz tüm kışı evde geçirdik yada en fazla öyle çok da bayılmadığımız avmlerde geçirdik. bu süre zarfında da ben hep baharın hayalini kurdum. oğlumu pusetine yada slingine atıp sokak sokak gezecektik. benim üzerimde öyle evden çıkarken kan ter içinde kalmayacağım türden incecik kıyafetler olacaktı. çantamızda en fazla birer hırka bulunduracaktık ama nerdeeee...eş durumuyla ankara'ya değil de londra'ya gelmiş gibi hissediyorum kendimi. kombiyi hala kışın hangi derecede çalıştırıyorsak, aynı şekilde devam ediyoruz. kılık kıyafet zaten aynı. montlar, şallar vs vs. ,
ben çok sıkıldım bu kasvetli, yağmurlu ve soğuk ilkbahardan.
bebekle ve onun araç gereçleriyle evden çıkmamız zaten büyük seramoni, bir de yağmur, soğuk eklenince iyice mesele haline geliyor.
umarım mayıs ayı eski mayıslardan olur ve biz bir türlü kıramadığımız esaret zincirimizden sağlıkla kurtuluruz....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

bizde merakla bekliyoruz havaların ısınmasını:))
YanıtlaSil